TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kuruluna
13.07.2009 tarihinde +İvme Dergisi yayın kurulu ve İnşaat Mühendisleri Odası üyesi beş arkadaşımıza Halim Karan imzasıyla gönderilen yazıdan, +İVME Dergisi tüzel kişiliği ile yürüttüğümüz faaliyetler hakkında yayın kurulu üyelerimizi sorgulayarak, kararını önceden aldığınız bazı sonuçlara ulaşmak istediğiniz anlaşılmıştır. Sorgulama adı altında yazılan bu yazıda, doğrudan dergimizin yayınları ve açıklamaları sorgulanmaya çalışıldığından, Yönetim Kurulunuzun tarafımızca uyarılması zorunlu duruma gelmiştir.
Bu yazınızı değerlendirmeden önce bazı yönetmelik ve yasa maddelerini hatırlatarak, hukuk anlayışınızın geldiği noktayı saptamak gerekmektedir:
TMMOB Disiplin Yönetmeliği
Madde 12 - Disiplin işlemleri soruşturma ve kovuşturma olarak iki bölümdür. Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına ya da Onur Kuruluna sevk edilmesine karar verilebilmesi için Oda Yönetim Kurulu tarafından ilk incelemenin ya da soruşturmanın yapılmış olması gerekir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmalarında ilgiliye, kendisine yöneltilen suçun açık ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için 15 (onbeş) günlük bir süre tanınması zorunludur.
Madde 17 - Soruşturmacı, hakkında soruşturma açılan kişiye suçlamayı açık ve anlaşılır bir biçimde yazılı ve gizli olarak tebliğ eder ve tebliğinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde yazılı açıklamada bulunmasını ister. Soruşturmacı, hakkında suçlamada bulunulan kişiden savunmasını isterken, soruşturmacı olarak atandığına dair Yönetim Kurulu kararının içeriği hakkında bilgi vermek zorundadır.
Anayasa
Madde 25 - [Düşünce ve kanaat hürriyeti] Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
Madde 26 - [Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti] Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
AİHS md. 6/2 - Bir suç ile itham edilen her şahıs suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar masum sayılır.
Cenevre Sözleşmesi
Madde 6/2 (f) Hiç kimse kendi aleyhine tanıklık etmeye ya da suçlu olduğunu itiraf etmeye zorlanamaz.
Bu yasa ve yönetmelik maddeleri ile tarafınızca yürütülen soruşturmaya ilişkin metin yan yana konduğunda, TMMOB yönetmeliklerini uygulamak da dahil olmak üzere, tutarlı bir hukuk anlayışınız olmadığı gibi, hukuka saygı duymak gibi bir kaygınızın da olmadığı ortaya çıkmaktadır. Yayın kurulu üyelerimize gönderilen metnin daha ilk cümlesindeki “saldırıyı gerçekleştirenler arasında bulunan” ifadesinden, henüz soruşturma sonuçlandırılmadan bir hüküm oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yani suçu kanıtlanıncaya kadar herkesin masum olduğu biçimindeki temel hukuk ilkesi bile, daha yazının ilk cümlesinde çiğnenmiş durumdadır.
Bu şekilde bir hukuk dışı hüküm oluşturduktan sonra, TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12. ve 17. maddelerinde yer alan “kişiye yöneltilen suçun açık ve anlaşılır biçimde bildirilmesi” hükmünü önemsemeniz ise zaten şaşırtıcı olurdu. Önyargılarınızla oluşturduğunuz hükümlere ulaşmak üzere hazırlanan ve aslında dergimizin tüzel kişiliğini sorgulamaya çalıştığınız bu metinde, kişilere neyle suçlandığını yazmayı “unuttuğunuz” görülmektedir.
Ayrıca yönetim kurulu tarafından alınan kararın içeriği hakkında bilgi verme zorunluluğu duymayarak, TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12. ve 17. maddelerini açık olarak ihlal etmiş olmanız, tam da TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışına yakışan bir tutum oluşturmaktadır.
Öte yandan, 3 Haziran 2009 tarihinde yapılan toplantı, İMO Ank. Şb.’nin resmi bir organı olmayan ve yalnızca demokrat üyelerin katılımına açık “Küçük Kurul” toplantısı olmasına karşın söz konusu yazıda bu toplantının “olağan üye toplantısı” olarak adlandırılması, tarafınızca yapılan bir “şark kurnazlığı”ndan başka bir şey değildir. Söz konusu toplantıyı aklınız sıra tüzüksel bir toplantı gibi göstererek, bu toplantıda yaşananları da Oda organlarıyla soruşturmanın yasal zeminini hazırlamaya çalışmaktasınız. Fakat görülüyor ki “mumunuz” 11. 12. 13. ve 14. sorularda sönmüş ve unutkanlığınız sonucu “küçük kurul” ifadesi buralarda kullanılmıştır. Bu durumda aslında Oda organları kullanılarak böyle bir soruşturma yürütmeye yetkili bile değilsiniz.
TMMOB ve İMO resmi yönetmeliklerinde “Küçük Kurul” adıyla anılan bir kurul yoktur. Bu kurul, oda organları dışında, demokratların kendi aralarındaki hukuk çerçevesinde oluşturdukları bir kuruldur. Bu kurulda yaşananlar da Oda’nın resmi yapısını ilgilendirmez. Bu kurulda saldırıya uğradığını iddia edenler için ise savcılığa suç duyurusunda bulunma yolu açıktır. Yapmaya çalıştığınız soruşturma bu yönüyle de hukuk dışıdır. Yaptığınız iş, herhangi bir grubun (örneğin Meslekte Birlik Grubunun) kendi aralarında yaptıkları bir toplantıda ortaya çıkan sorunun Oda Yönetimi ve Oda organları kullanılarak çözüme kavuşturulmaya çalışılması gibi abes bir iştir.
Neyi soruşturduğunuz bile belli olmayan bu metinde, konuları 3 Haziran 2009 tarihindeki küçük kurulda yaşananların etrafında kurgulamaya çalışmanıza karşın, İstanbul’da oturan iki ve Libya’da yaşayan bir yayın kurulu üyemizi hangi mantıkla bu soruşturmaya dahil ettiğinizi, bildiğimiz hukuksal ilkeler çerçevesinde anlayabilmek mümkün olmamıştır.
Sorularınıza gelince…
-
1., 2. ve 3. sorularınızda bildiri dağıtılması sorgulanmaya çalışılmaktadır. TMMOB ve Odaların etkinliklerinde bildiri dağıtmak için ne zamandan beri izin alınmaktadır? Bu toplantıda bildiri dağıtımını yasaklayan bir yönetim kurulu kararı mı vardır? Böyle bir karar olsa bile, bu karar hangi yönetmelik maddesine dayanmaktadır? Oda etkinliklerinde bildiri dağıtmayı bu şekilde izne bağladıktan sonra, Odanın en üst kurulu olan genel kurul ve seçimlerinde bildiri dağıtan grupları da, izinsiz bildiri dağıtmaya kalktılar diyerek ana-avrat küfür ederek dövmeye kalkıp, ardından da soruşturma mı başlatacaksınız?
TMMOB ve Odaların etkinliklerinde bildiri dağıtmayı yasaklayan veya izne bağlayan herhangi bir yönetmelik maddesi olmamasına karşın, bildiri dağıtmayı suç gibi göstermeye çalışarak demokrasi anlayışınızı açığa vurmaktasınız. Bu tutumunuzla, YÖK ve Üniversite yönetimleri tarafından yürütülen ve bildiri dağıtan devrimci öğrencilerin okuldan atılmalarıyla sonuçlanan soruşturma anlayışıyla hareket ettiğiniz anlaşılmaktadır. Odaları demokratik bir yapıdan uzaklaştırdığınıza bu sorularınız kanıttır.
-
4., 5., 6. ve 7. sorularınız doğrudan dergimizle ilgilidir. 4. sorunun a şıkkında sorduğunuz soru ilginçtir. Oda yöneticilerinin ve çalışanlarının isimleri gizli midir veya bu şahıslar gizli iş mi yapmaktadırlar ki bu kişilerinin adlarının bir bildiride yazılması, bu kişilerin deşifre edilmesi anlamına gelmektedir? Burada, yazılarımızdan ve bildirilerimizden “cımbızla” aldığınız cümleler ile yayın kurulu üyelerimizin kanaatlerini öğrenmeye çalışmaktasınız. Uluslararası hukuk bir yana, sistemin kanunlarında bile, kişilerin kanaatlerinin sorgulanamayacağı ve kişilerin kendi aleyhlerine tanıklık yapmaya zorlanamayacağı yazılıyken, bu sorularla adeta sıkıyönetim savcısı durumuna düştüğünüz görülmektedir.
Ortada bir suç tanımı bulunmamakta, sorulara verilecek yanıtlarla daha sonra bir “suç” tarifi yapılacağı anlaşılmaktadır. +İVME Dergisi olarak, ortaya koyduğumuz görüş ve iddialarımızın tümünün altında imzamız vardır. Sorgulamaya çalıştığınız metinlerde yer alan ifade ve görüşler, virgülüne kadar tarafımızca savunulmaktadır. Bu konuda, mahkemelere başvurmak da dahil olmak üzere her türlü yasal yol açıktır. Fakat bu metinlerde yer alan görüşlerle ilgili olarak yayın kurulu üyelerimizi sorgulamaya çalışmanız hukuk dışıdır. Bu yayınlarımızla ilgili olarak herhangi bir karşı açıklama veya tekzip metni göndermeksizin, yayın kurulu üyelerimizi sorgulamaya çalışmanız tam da İMO’yu kendi mülkiyetinizde gören yönetim anlayışınıza denk düşmektedir.
Öte yandan, Genç-İMO ODTÜ temsilciliğine yaptığınız hukuk dışı atama, buradaki +İVME Yayın Kurulu üyeleri tarafından yargıya taşınmış durumdadır. 7-a’da sorduğunuz bu sorunuza yanıtı İdare Mahkemesinden bir süre sonra alacağınız kesindir.
-
8. sorunuz gerçekten ilginçtir. Bildiri dağıtmayı bile izne bağladığınız 14 Mart 2009 tarihli öğrenci kurultayında, yayın kurulu üyelerimize ve dergi okurlarımıza ana-avrat küfür ederek saldıran yönetim kurulu üyeleri ve oda çalışanları hakkında soruşturma başlatmak için şikayet mi olması gerekmektedir? Bir oda toplantısında üyelere küfreden, saldıran bu şahıslar hakkında bir soruşturma başlatmamış olmakla asıl yönetim kurulu olarak sizin görevinizi yapmadığınız aşikar değil midir? İlla suç duyurusu mu gerekmektedir? O zaman bu yazımızla söz konusu toplantıda yayın kurulu üyelerimize ve dergi okurlarımıza ana-avrat küfür ederek saldıran kişiler hakkında şimdi burada biz suç duyurusunda bulunuyoruz. Soruşturma açıp açmayacağınızı da merakla bekliyoruz.
-
9., 10. ve 11. sorularınız ise tam olarak, İMO Konya Şubesi tarafından dergimiz hakkında yasadışı örgüt olduğu asılsız iddiasını içeren yazılı açıklama ile bu açıklamanın TMMOB ve İMO internet sitelerinde günlerce yayınlanmasına paralel sorulardır. Bu asılsız iddiaları kaleme alanlar ve yayınlayanlar, bu iddialarını ispatlayamazlarsa, tarafımızca şeref ve haysiyetten yoksun muhbir ve müfteri olarak ilan edileceklerdir. Bu sorularla da dergimizin organize bir suç örgütü gibi gösterilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Bu noktada asıl biz size şu soruyu soruyoruz: İMO Konya Şube yöneticilerinin dergimize yönelik asılsız iddialarını içeren ihbar mektubunun içeriğine katılıyor musunuz? Bu alçakça ihbar mektubunu internet sitenizde yayınlayarak ne yapmayı hedeflediniz? TMMOB’nin devrimci demokrat üyeleri hakkında bu tür asılsız ihbar mektuplarını kaleme alanlar ve yayınlayanlar hakkında da bir soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz? Bunun için de bir suç duyurusu mu gerekiyor? Bu yazıyı bu konuda da suç duyurusu kabul edebilirsiniz o zaman… Biraz olsun demokrat anlayış taşıyorsanız, bu soruların yanıtını bize değil, ama kendinize vermeniz gerekmektedir.
-
12., 13., 14. ve 15. sorularınıza gelince… Bırakın bu soruları yapacağınız suç duyurusu kapsamında Ankara Cumhuriyet Savcısı sorsun…
Sonuç olarak, dergimizin tüzel kişiliği hakkında, dergi yayın kurulu üyelerimizin bir kısmını sorgulamaya çalışarak yürüttüğünüz bu hukuk dışı soruşturma, sistemin kanunlarından bile geri demokrasi anlayışınızı açığa çıkartmış durumdadır. Tüm bunlara karşın halen demokrat olduğunuzu iddia ediyorsanız, ortaya çıkardığınız bu sorunların çözüm yerinin demokratların kendi aralarında oluşturdukları hukuk zemininde yapılacak toplantılar olduğunu hatırlamanız gerekmektedir.
Bunu yapabilecek bir yüreğe sahip olup olmadığınınızı ise, bu İMO için yüz karası soruşturma metninde nedense adını bile anmadığınız, 11 Haziran 2009'da eli bıçaklı sokak serserilerini İMO Ank. Şb. önüne yığarak ve ardından polis barikatı ile devrimcilerin girmesini engelleyerek gerçekleştireceğinizi toplantı ile ortaya koymuş durumdasınız.
Haklarında soruşturma yürütmeye kalktığınız yayın kurulu üyelerimiz size kendileriyle ilgili gereken yanıtları vereceklerdir. Fakat dergimizin yayınlarıyla ve açıklamalarıyla ilgili anlayamadığınız yerleri soracağınız yer dergimizin tüzel kişiliğidir. Bu konularla ilgili daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak istiyorsanız, lütfen dergimizin bürolarına başvurunuz. Altına imza attığımız her sözcüğü içtenlikle ve ayrıntılı olarak yüzünüze karşı da söylemek bizi mutlu edecektir.
Saygılarımızla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder