TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz

Son zamanlarda İnşaat Mühendisleri Odası Genel Merkezi ve Ankara Şubesi'nde yaşananlar TMMOB'deki tüm devrimci demokrat mühendis mimar ve şehir plancıları kaygılandırmalıdır. 14 Mart'ta İMO Öğrenci Kurultayı'nda başlayan süreç, 3 Haziran İMO Ankara Şubesi Küçük Kurulu'nda yaşanan olaylarla devam etmiş; 11 Haziran'daki Küçük Kurul'da yaşananlarla tüm devrimci demokratların sorumluluk duyarak müdahil olmasını gerektirecek kadar ciddileşmiştir. Tüm bu süreç birçok kişi ve kurum tarafından yeterli bilgi edinilmeden yorumlanmış ve istenmeyerek de olsa olayların artmasının zemini hazırlanmıştır. Aşağıdaki taleplere imza atan bizler, doğru bilgiye ulaşmanın sorunların çözümü açısından en temel gereksinim olduğunu düşünüyoruz.


  • İMO'daki tüm bu süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulsun.
  • Bu süreçle ilgili gerçekler tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklansın.
  • Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısı yapılsın.
Destek için: www.tmmobdedemokrasiistiyoruz.com

9 Mart 2010 Salı

Ziraat Mühendisleri Odası'nda İşten Çıkarma




Odalarda haksız işten çıkarmalara her gün bir yenisi
ekleniyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası çalışanı Esra Demirkan hiç
bir gerekçe gösterilmeden işten atıldı.


TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası önünde dün saat
12:30'da Esra Demirkan bir basın açıklaması yaptı. Demirkan basın
açıklamasında 9 yaşında ki çocuğuna bakacak kimse olmadığı için yıllık
iznini kullanmak istediğini ancak işveren tarafından keyfi bir uygulama
ile yıllık izin verilmediğini; bunun üzerine 5 günlük sağlık raporu
aldığı ve rapor bitiminde işine geri döndüğü ve bu süre zarfında hiç
bir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığını belirtti.


ZMO önünde yapılan basın açıklamasına TMMOB ve Bağlı
Odaları çalışanları yoğun bir katılım gösterdiler. İşten atılmaları
karınlarına koydukları yastık ve toplarla hamile taklidi yaparak ve
Yaşasın İşçilerin Birliği, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz, İş Emek Yoksa
Barış ta Yok sloganları atarak protesto ettiler.


Basın açıklamasında Kuralsız Güvencesiz Çalışmaya
Hayır, Güvenli İş Güvenli Gelecek, İşten Atılmalara Son, Yaşasın
İşçilerin Birliği dövizleri de taşıyan oda çalışanları; basın
açıklamasını bitiren Esra Demirkan'ın hemen ardından konuşmaya çalışan
ZMO yönetiminden Gökhan Günaydın alkış ve yuhalamalarla protesto
ettiler.


TMMOB ve Bağlı oda çalışanları dışında Eczacılar
Birliği, Ankara Tabip Odası, ASMMMO çalışanlarının da katıldığı basın
açıklamasına doksanı aşkın çalışan katıldı.


Basın metnini aşağıda okuyabilirsiniz.


İvme Dergisi



BASINA VE KAMUOYUNA

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası'nda 26 Haziran 1999
tarihinde başlamış olduğum görevim 04 Şubat 2010 tarihi itibari ile
hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden, tamamen keyfi bir uygulama ile son
bulmuştur. İşten atılma sürecim şöyle gelişti;


Çalışmış olduğum 10 yıl 8 ay boyunca ne işimle, ne
de ODA Yöneticileri, ODA çalışanları, ODA üyeleri ve ODA görevimle
ilgili hiçbir sorunum olmamış; hakkımda soruşma açılmasını, savunmamın
alınmasını gerektirecek hiçbir olumsuzluk yaşanmamıştır.


Çalışma hayatım boyunca, ailemden fedakarlık yaparak
işimi hep ön planda tutmuş, elimden gelenin fazlası ile işim için tüm
özeni göstermiş bulunmaktaydım.


9 yaşındaki oğlumun okulunun 23 Ocak ve 08 Şubat
2010 tarihleri arasında yarı yıl tatiline girmesinden dolayı, bu
tarihler arası 20 günlük yasal yıllık iznimin 13 gününü kullanma
talebim olmuş bu talebim Oda yönetimi tarafından olumsuz karşılanmıştır.


29 Ocak 2010 Cuma günü itibari ile 5 gün rapor almak
durumunda kalmış, izin alamadığım için mecbur rapor alacağım durumunu
da Oda Genel Sekreterleri ve ODA II. Başkanı'na daha önceden sözlü
olarak bildirmiştim.


Raporlu olduğum sürenin dolmasıile iş başı yaptığım
03 Şubat 2010 Çarşamba günü çalıştığım odadan bir masanın eksildiği ve
o masada oturan arkadaşın yerime oturduğunu gördüm. Oda Genel
Sekreteri'nin odasına gittiğimde sözlü olarak tarafıma “rapor almamın
sıkıntı yarattığı bundan dolayı 01 Şubat 2010 günü Yönetim Kurulu
toplantısı yapılarak ODA ile ilişiğimin bir sonraki gün olan 04 Şubat
2010 tarihi itibari ile kesilme kararı alındığı” söylendi ve alınan
kararın yazılı metni tarafıma teslim edildi.


İşyerimde çirkince masa eksiltilmesi yapılmış ilişik
kesilme tarihim bir gün sonrası olmasına rağmen çalışmış olduğumuz
programda yetkilerim kapatılmıştı.


Sözün bittiği yerdi…


Şuan 7.5 aylık hamileyim çalışmaya devam etseydim 15
Mart 2010 tarihi itibari ile doğum iznine ayrılacaktım. Son dönemde
işverenler tarafından emekçilere yönelik olarak uygulanan mobbing
(psikolojik şiddet, baskı, rahatsız etme veya sıkıntı verme) bir kez
daha Ziraat Mühendisleri Odası'nda karşımıza çıktı. İşveren emekten,
demokrasiden, işçiden yana tavır takındığını her yerde haykırırken, iki
ayı aşkın süre Ankara'da direniş destanı yazan TEKEL işçilerine destek
verdiklerini her yerde belirtirken ; sırf kadın olduğum, sırf hamile
bir kadın olduğum, sırf hamile bir kadın ve doğum iznine çıkacak bir
kadın olduğum için beni kendilerine yük görerek işten attılar.


10 yılıaşkın özverili çalışmamın mükafatının karşılığının böyle bir duruma maruz bırakılışımla sonuçlanması onurumu çok kırdı.


Çalışma hayatım boyunca bunu hak edecek ve en önemlisi böyle bir olayın olmasını yönetime düşündürecek hiçbir davranışım olmadı.


Bu karar ülkemizde birçok işyerinde olduğu gibi
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası'nda da yaşanan güvencesiz çalışmanın
bir sonucudur.


Herkesin bildiği gibi TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve
Şehir PlancılarıKurultayı
SonuçBildirgesi bir süre önce yayımlandı.
Orada bakın kadınların ezilmeleri, sömürülmeleri ile ilgili neler
belirtiliyor. Sonuç bildirgesinden bazı başlıklar şöyle; “Meslek sahibi
diğer kadınlar gibi mühendis, mimar ve şehir plancıları kadınların da
"kurtulmuş" oldukları varsayımı toplumda yaygın olarak kabul
görmektedir. Bu nedenle kadın mühendis, mimar ve şehir plancıların
cinsel, fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete uğrayabilecekleri
gerçeği görmezden gelinmektedir. İşini kaybetme kaygısı ya da diğer
nedenlerle çoğunlukla gizli kalan bu saldırılardan dolayı kadınlar
zarar görmekte ve çözüm konusunda yalnız kalmaktadır….


Bakım hizmetlerinin toplumsallaşmasıamacıyla, bebek
bakımüniteleri, kreş ve anaokulları, yaşlıve hasta bakım evleri,
gündüz ve gece bakım evleri ve bakım destek birimleri gibi hizmetler
kamusal olarak verilmelidir. İşyerlerinde kreş açılması için yalnız
kadın sayısı değil, tüm çalışan sayısı dikkate alınmalıdır. Yasalarda
bulunan anne ve baba için ücretli doğum izni ve emzirme izninin
ihtiyaçlara göre artırılması ve yine anne ve baba için ebeveyn izninin
yasalarla düzenlenmesi, kadınların doğum izni sırasındaki ücretlerinin
ve primlerinin tam ve eksiksiz ödenmesi için mücadele edilmelidir.”


Bir yandan TMMOB Kadın Kurultayı'nda hamile
kadınlara yönelik talepleri sıralayacaksınız, bir yandan kadının nasıl
ezildiğini ve iki kez hem evde hem iş yerlerinde ezildiğinden dem
vuracaksınız ama pratikte 7,5 aylık hamile bir işçi kadını işten
atacaksınız.


TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasıvb. işyerlerinde
işten çıkarmaların son bulması için çözüm anayasal bir hak olan
sendikal örgütlenmeden geçmektedir.


Ziraat Mühendisleri OdasıYönetim Kurulu
Başkanlığı'na bir an önce işime geri dönmek istediğimi bildiriyor,
bunun için ne tür mücadele gerekiyorsa onu yapacağımı buradan bir kez
daha basına ve kamuoyuna açıklıyorum.


Saygılarımla,



ESRA DEMİRKAN


4 Mart 2010

8 Şubat 2010 Pazartesi

Ankara Demokrat İnşaat Mühendisleri Adaylarını Açıkladı




Rant gruplarının otoriter, hesap vermeyen, bürokratik yönetim anlayışına karşı,Gücünü üyesinden alan, katılımcı, şeffaf, üretken, emekten ve halktan yana bir İMO için 19. Dönem İMO Ankara Şube Yönetimine Adayız

Mesleki demokratik kitle örgütü olan odamızın; mesleğimizin geliştirilmesinde, meslektaşlarımızın giderek artan hak gasplarına karşı çıkarlarının korunmasında, sorunlarının sahiplenilmesinde ve bu sorunların çözümü için mücadele edilmesinde önemli bir rolü olması gerekirken, mevcut yönetim anlayışı tarafından bu rolünden giderek uzaklaştırılmaktadır.

Ekonomik krizin bedelinin, ücretli mühendislerin de bir parçası olduğu, emeğiyle geçinen tüm kesimlere ödetildiği bir dönemden geçmekteyiz. Bugün, üye tabanımızın büyük çoğunluğunu oluşturan ücretli ve işsiz mühendisler, üyelerimiz arasında krizden en çok etkilenen, hak kaybına en çok uğrayan kesimlerdir. Ancak, İMO Ankara Şubesi'ndeki mevcut yönetim anlayışı odanın esas tabanını oluşturan bu kesimlerden kopmuş, üye tabanının çıkarlarını sisteme karşı korumaktan uzaklaşmıştır.

Bugün İMO'da gücünü üyesinden alan, emekten yana bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğu açıktır. Şube politikalarının belirlenmesinde mesleğin doğrudan uygulayıcıları olan ve meslek yaşamında sorunlarla karşılaşan ücretli, emekçi, mühendislerin görüşlerinin ve çıkarlarının temel alınması; oda-üye bağının güçlendirilmesi gerekmektedir.

Demokrat Mühendisler Platformu olarak, üyelerimizle bağ kuracak, üyelerimizi odaya katacak mekanizmaları yaratmak için çaba göstereceğiz, hak gasplarına uğrayan üyelerimize yanlarında olduğumuz güvenini vereceğiz, öğrenci üyelerimizin akademik-demokratik mücadelelerinde onların yanında yer alacağız, kadın üyelerimizin cinsel kimliklerinden dolayı maruz kaldıkları baskı ve şiddete kayıtsız kalmayacağız.

Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sorunlarını çözerken katılımcılığı esas alacak, birlikte düşünme ve birlikte karar alma mekanizmalarını harekete geçirmek için örgüt içi işleyişimizi en demokratik şekilde kuracağız. Üyelerimizi müşteri olarak gören anlayışların aksine enerjimizi ve oda kaynaklarını üyelerimizin hizmetine sunacağız.

Örgüt içi demokrasiyi sindirememiş, tek adamcılığı öne çıkaran, eleştiriye tahammül edemeyen, odaları kendi mülkleri olarak gören anlayışları, oda ağalığını reddediyor ve demokratik, şeffaf, katılımcı bir İMO Ankara Şubesi yaratmak istiyoruz.

Aşağıda, isimleri alfabetik sıraya göre yazılan yönetim kurulu adaylarımız odayı tek başlarına “yönetmeye” aday değildir. Ortak zeminde buluştuğumuz aşağıdaki meslektaşlarımızın hepsi başkan, hepsi sekreter, hepsi sayman, hepsi üyedir.

Adaylarımız (İsimler alfabetik sırayla yazılmıştır):

A. Feza Karahan (Kamu Çalışanı, Karayolları)
Ayşegül Ercan (Kamu Çalışanı, DLH)
Başar Kurt (Kamu Çalışanı, DSİ)
Cem Cüneyt Uğur (Öğretim Görevlisi, ODTÜ)
Evrim Zorlu (Kamu Çalışanı, DSİ)
Fahrettin Çuğu (SSK Emeklisi, Özel Sektör)
Harun Deniz Ölmez (İşsiz Mühendis)
İrem Yüksekol (Ücretli Çalışan, Özel Sektör)
İsmail Ozan Demirel (Araştırma Görevlisi, ODTÜ)
Mete Işıkoğlu (Bilimsel Araştırma Uzmanı, ODTÜ)
Murat Çeşme (Kamu Çalışanı, DSİ)
Necat Özgür (Kamu Çalışanı, Özel Çevre Koruma Kurumu)
Paşa Öztürk (Kamu Emeklisi, Karayolları)
Uğur Kurtçu (Ücretli Çalışan, Proje Bürosu)
Utku Çil (Ücretli Çalışan, Proje Bürosu)

DEMOKRAT MÜHENDİSLER PLATFORMU

Ankara Demokrat İnşaat Mühendisleri Çalışma Programı




TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Ankara Şubesi
19. Dönem Çalışma Programı (2010-2012)

Demokrat Mühendisler Platformu


Merhaba!

Bilimin ve teknolojinin sıradan insanı büyülerken bu teknolojik ilerlemenin dünya yoksullarını ezip yok ettiği, yoksul çoğunluğu işe yaramaz insan artıkları durumuna soktuğu, ideolojik yeniden üretim araçlarının çoğalıp çeşitlenerek hayatın her alanını kapsadığı bir dünyada yaşıyoruz.

Teknik bilimin her zamankinden daha çok kar etmenin aracına dönüşerek denetimden çıktığı, genel anlamda bilimin olması gereken zeminden kayarak yozlaştığı, bilim insanının holdinglere danışmanlık yaptığı, ticaretle uğraştığı, bilimin mal alıp satmanın, kar etmenin, insanların kafasını karıştırmanın aracına dönüştüğü bir dünyada yaşıyoruz.

Merkezine insanı koymayan, tek amacın kar etmek olduğu, herşeyin metalaşıp pazara sürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz.

Doğayı ve insanı tüketerek dönüşü zor olan bir noktaya taşıyan ve insana özgü bütün değerleri çürüterek sosyal hayatı yaşanmaz hale getiren, insanlara da bunun kalkınma olduğu saçmalığını, medyası ve bütün kurumları ile gece gündüz anlatan evrensel bir dünya sisteminde yaşıyoruz.

Bugün insanlık, doğanın ve insanın sürekli sömürüldüğü, ekolojik yıkımın her geçen gün biraz daha derinleştiği, kapitalist bir dünyaya mahkum olmuş durumdadır.

İşte böylesi bir dünya gerçekliğini anlayarak-kavrayarak insanlık aleminin birer neferleri olarak bu gerçekliği değiştirme çabasına katkıda bulunmak istiyouz.

Demokrasinin, insan haklarının mayalanmadığı, insanların yurttaşlık bilincinden farklı bir anlamda sığınmacı bilinciyle yaşadığı bu coğrafyada, deryada zerre misali de olsa kendi meslek örgütümüzde bu gerçekliği değiştirmeye kafa yormak istiyoruz.

Ve bunun için aşağıdaki çalışma programımızı samimiyetle sizlerin değerlendirmelerinize sunuyoruz.

Gücünü üyelerinden alan, birlikte düşünen, birlikte üreten, demokratik, şeffaf, katılımcı emekten ve halktan yana bir İMO Ankara Şubesi yaratma mücadelesinde, İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyeliğine Demokrat Mühendisler Platformu olarak aday oluyoruz.

Kapitalizmin yapısal sorunu olan ekonomik krizin bedelinin, ücretli çalışan mühendislerin de bir parçası olduğu, emeğiyle geçinen tüm kesimlere ödetildiği bir dönemden geçiyoruz. Özel sektörde ve kamuda çalışan meslektaşlarımız bir taraftan geçim sıkıntısı çekerken, diğer taraftan esnek çalışma saatleri, sigortalarının asgari ücretten yatırılması, sigortasız çalıştırılma, yıllık izinlerinin kullandırılmaması, ücret kesintileri, işten atmalar, işsizlik ve benzeri hak gaspları ile karşı karşıyadır.
Ücretli ve işsiz mühendisler odamıza kayıtlı üyelerin çoğunluğunu oluşturmaktadır. Ancak, bugün İMO Ankara Şubesi'ndeki mevcut yönetim anlayışı odanın esas tabanını oluşturan bu kesimlerden kopmuş, üye tabanının çıkarlarını sisteme karşı korumaktan uzaklaşmıştır. Ücretli ve işsiz mühendislerin yönetimdeki temsil oranının sınırlı olması bir yana, bu grubun oda etkinliklerine katılmasına da olanak tanınmamaktadır.
Mesleki demokratik kitle örgütü olma geleneğinin vazgeçilmez koşulu olan 'örgüt içi demokratik işlerlik' mevcut statükocu yönetim tarafından rafa kaldırılmıştır. Bu yönetim, demokrat, ilerici üyelerinin, 'ülke ve üye sorunlarının tartışıldığı, şube çalışmalarının değerlendirildiği demokratik kurullara' girmelerini engellemiş, öğrenci üyelerini sorgusuz sualsiz üyelikten atmış, üyelerine meslekten men cezaları yağdırmakta bir sakınca görmemiştir. Kendi politikalarına tabi olmayan üye ya da oda çalışanı herkesi dışlayarak demokrasinin ilk ve olmazsa olmaz kuralını çiğnemiştir. İMO'nun kendi iç işleyişinde demokratik bir yapı oluşturmadan çevresindeki onca haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı sesini çıkarabilmesi, üyelerinin haklarını savunabilmesi mümkün olmayacaktır.
İMO'da emekten, halktan yana demokratik bir dönüşümün zorunlu olduğu bir gerçektir. Demokrat Mühendisler Platformu olarak içinde bulunduğumuz böyle bir dönemde bu dönüşümü gerçekleştirmek üzere İMO Ankara Şubesi yönetimine talip olduk. Önümüzdeki dönemde katılımcı, demokratik, şeffaf, gücünü üyesinden alan, mücadeleci ve güçlü bir şube yönetimi oluşturmak istiyoruz.

Çalışma İlkelerimiz
ODA POLİTİKALARI

1- AB (Avrupa Birliği) ve GATS (Hizmet Ticaret Genel Anlaşması)'ın dayatması ile mühendis emeğinin değersizleştirilmesi süreçleri, nitelikli emeğinin daha ucuza istihdam edilebilmesini amaçlamaktadır. Bu sebeple mühendis emeğini ucuz işgücü haline getirecek ve üyelerimiz arasında eşitsizlik ve rekabet yaratarak birlikte mücadele anlayışına zarar verecek olan mesleki uygulamalara, yasa ve yönetmeliklere karşı çıkar.
2- Yapı denetim alanında faaliyet gösteren yapı denetim firmalarının ve bu firmalarda denetçi ve yardımcı kontrol elemanı olarak çalışan üyelerimizin sorunları, içinde bulundukları ortam, idare ve işveren ilişkileri bakımından ele alınıp, bu alanlar yeniden düzenlenmeden çözülemez. Bir taraftan mevcut koşullarda iyileştirmeler yapılmaya çalışırken, öte yandan yapı denetimi olgusu odamız bünyesinde yeniden tartışılmalı, bu alanı toplumun genel çıkarlarına uygun olarak düzenleyecek ve her kurum ve kuruluşun bulunduğu konum ve yetkileri ölçüsünde sorumlu tutacak biçimde düzenleyen yeni yasa ve yönetmelikler çıkarılması zorlanmalıdır.
3-Dışa bağımlılığı azaltmak amacı ile yerel kaynaklarımızı daha fazla kullanarak enerji üretimini savunur. Doğaya ve ekolojiye duyarlı, halkın çıkarlarını gözeten enerji politikalarını destekler. Nükleer santrallere karşı diğer emek örgütleriyle ortak platformlarda çalışmalar yürütür. Enerji üretiminin özelleştirilmesine karşı çıkar.
4-Bir yaşam hakkı olan suyun, tüm halka yeterli, sağlıklı ve ücretsiz olarak kamu tarafından sağlanmasını savunur. Suyun ticarileştirilmesine karşı çıkar, uluslararası su tekelleri ve yerli işbirlikçilerine karşı mücadele eder.
5-Kentlerin dokusuna ve gelişim sürecine uygun, uzun ömürlü, özel araç odaklı değil, insan odaklı ulaşım politikalarını destekler. Ulaşım sorununun çözümünün toplu taşımacılığın geliştirilmesinden geçtiğini ve ulaşımın bir hak olduğundan hareketle, şehir içi toplu taşımacılığın ücretsiz olmasını savunur. Ankara ilinin ulaşım problemlerine ilişkin halkın da katılacağı ortak çalışmalar yapar ve bunları kamuoyuna sunar.
6-Kentsel dönüşüm adıyla sunulan rant projelerine karşı çıkar. Kent dokusunu koruyacak, kentin ihtiyaçlarını esas alan iyileştirme politikalarını savunur.
7-Üyelerimizin yoğun olarak çalıştığı iş kollarından başlamak üzere, üyelerin sendikalarda örgütlenmesi için çalışmalar yürütür. Tüm çalışanların grevli toplu sözleşmeli sendika hakkını savunur. Ücretli mühendislerin giderek işçileşmesini göz önünde bulundurarak, mühendislerin de tüm emekçilerle ortak sendikalaşması için mücadele eder. Buna da öncelikle odada çalışan mühendislerin sendikalaşmasını açıktan destekleyerek başlar.
8- Emperyalizmin güdümündeki uluslararası meslek örgütleriyle ilişkileri reddeder. Emekten yana uluslar arası meslek örgütleriyle mesleki-teknik ilişkiler esas alınarak ortak çalışma yapar, yapılan tüm toplantı tutanakları üyelere açıklanır.
9-Depremin yıkıcı etkisine karşı uzman kuruluşlarla beraber gerekli önlemlerin alınmasına dönük çalışmalar yapar. Bu kapsamda mühendislik etiğinin geliştirilmesine destek verir. İnsan hayatının en önemli değer olduğundan hareketle, deprem öncesi gerekli yasaların çıkarılması ve uygulanması için mücadele eder.
10-Meslek içi eğitim faaliyetleri üyelerin mesleki gereksinimleri temel alınarak kesintisiz olarak devam ettirilir. Bu faaliyetler herhangi bir kar amacı gütmeden düzenlenir. Meslek içi eğitim faaliyetlerine katılım belgelendirmeye esas puanlama sistemi yerine gönüllülük esasına dayandırılmalıdır.
11-Emekten ve halktan yana tavırlarını koruyan meslek ögütlerine karşı küresel ölçekte saldırıların alabildiğince devam ettiği bilinen bir gerçektir. Mevcut siyasal iktidarın güdümüyle Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kururlu'nun Eylül 2009 da yayınlamış olduğu rapor toplumsal çıkar ekseninde mücadele eden meslek örgütlerinin sindirilmesine yönelik yasal zeminin oluşturulması yönündeki son adımdır. Demokrat mühendisler Platformu bu raporu reddeder. Diğer birlik organları ve meslek örgütleriyle birlikte karşı duruşunu sergiler.
12- Ücretli ve işsiz üyelerimizin, Yönetim Kurulları da dahil olmak üzere odamızın tüm organlarında ağırlıkları oranında temsil edilmesini savunur.

ÖRGÜT YAPISI
Örgütsel bağımsızlık her koşulda korunmalıdır.
1-Örgüt içi demokrasi
a- Örgütün tüm ilerici ve demokrat üyelerinin bir araya geldiği, oda politikalarının tartışıldığı, çalışma programının ve yönetimin uygulamalarına dönük eleştirilerin yapıldığı demokratik kurullar (küçük kurul) mevcut yönetimce yok edilmiştir. Eleştirinin demokratik işleyişin olmazsa olmazı olduğu bilinciyle ve katılımcılık ilkesi esas alınarak yeniden düzenlenecek olan küçük kurullarda, kurul başkanı seçimle belirlenir, katılımcılar söz hakkı, oy kullanma vb. her anlamda eşittir. Küçük kurullar ayda en az bir kez ve düzenli olarak toplanır. Öğrenci üyeler bu kurullara katılır, görüş ve önerilerini dile getirirler.
b- Yönetim Kurullarını oluşturan asıl ve yedek üyeler katılımcılığın bir gereği olarak birlikte toplanır, kararlar ikna temelinde bir yaklaşımla alınır.
c- Politik düşüncelerinden ve eleştirilerinden dolayı hiçbir üyemiz hakkında disiplin soruşturması açılmaz. Platformumuz 'onur kurulu' nu 'disiplin kurulu' olarak görmez. Irkçı, emek düşmanı söylemler ve eylemler bile politik, ahlaki ve mesleki alanlarda etkisizleştirilir.Üyelerimizin çoğunluğunun blinçlerinde mahkumiyet esas alınır.
2-Şeffaflık, hesap verilebilirlik
Yönetim kurulu kararları internet sitesinden yayınlanacak ve Şube'nin mali raporları Küçük Kurul'a dağıtılacaktır.

ÖRGÜTLENME
1- Şube politakalarının belirlenmesinde ücretli çalışan, işsiz, emekçi, mesleği doğrudan uygulayan ve meslek yaşamındaki sorunlarla yüzyüze gelen mühendislerin görüşleri ve çıkarları temel alınır. Ücretli ve işsiz mühendislerin sorunlarının çözümü için 'Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Kurultay kararlarının' uygulanması hedeflenmelidir.
2- Üyelerinin cinsel, mezhepsel, etnik kimliklerinden kaynaklı ayrımcılığa karşı üyelerinin yanında mücadele eder.
Kadın mühendislerin özgül sorunlarını değerlendirecek kadın komisyonu oluşturulur ve kadınların oda çalışmalarına katılabilmesi için gereken fiziksel altyapı sağlanır.
3- Engelli üyelerinin çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunları tespit eder ve bu sorunların çözümünde etkin rol alır. Bu üyelerinin çalışma yaşamına katılması için gerekli girişimlerde bulunur.
4- Öğrenci üye çalışmaları:
a- Öğrenci üye yönetmeliğinin anti demokratik ve bürokratik yanlarının değiştirilmesi gerekmektedir. Öğrenci üye yönetmeliği mevcut hiyerarşik yapısından arındırılarak öğrenci üyelerin de katılımıyla daha demokratik bir hale getirilmelidir.
b- Öğrenci üyelere, kendi için İMO binasında bir yer tahsis edilmelidir.
c- İMO-Genç içerisinde faaliyet yürüten öğrenci üye temsilcileri, öğrenci üyelerin özgür iradeleriyle belirlenmeli, yönetim kurulu tarafından onaylanmalıdır. Öğrenci üyelerin çalışmaları üzerinde herhangi bir baskı unsuru oluşturulmamalıdır.
d- Öğrenci üyelerin mesleğe hazırlanmasına yönelik kurs, seminer gibi etkinlikler düzenlenmeli, bu etkinliklerde söz sahibinin öğrenciler olması sağlanmalı, etkinlikler ücretsiz olmalıdır.
5-Temsilcilikler:
a- İş yeri temsilciliği mekanizması yeniden aktif hale getirilmeli, üyelerimizin yoğun olarak çalıştığı kamu/özel işyerlerinde düzenlenecek toplantılarla üyelere ulaşılmalıdır.
b- İş yeri temsilcilikleri çalışanların ücretleri, özlük hakları, çalışma koşulları, iş güvenliği gibi konularda çalışmalar yapmalı, yaşanan sorunlara odamızla birlikte çözüm aranmalıdır.
6- İl Koordinasyın Kurullarında aktif rol alınır.
7- Komisyonlar:
Komisyon çalışmaları için tüm üyelere duyuru yapılır. Komisyonlar düzenli olarak toplanır. Komisyon başkanı ve yazmanı komisyon toplantısında seçilir. Komisyon yürütmesinde, YK üyesinin dışındaki üyelerin bulunması esastır.. Komisyon çalışmaları düzenli olarak rapor edilir. Bu raporlar internette duyurulur. İki ay içinde toplanmayan komisyon feshedilir. Komisyonların toplanmasından ilgili YK üyesi sorumludur. Öğrenci üyeler de komisyon üyesi olabilir.

Kent Komisyonu

- Kent sorunları ile ilgili çalışmalar yapar, bu konular hakkında mesleki bilgimiz ışığında kamuoyunu bilgilendirici raporlar hazırlar
- Kent sorunları ile ilgili hukuki süreçleri takip eder, gerektiğinde hukuki süreç başlatılması veya mevcut hukuki süreçlere müdahil olunması için çalışmalar yapar.

Kültürel ve Sosyal Etkinlikler Komisyonu

- Üyelerin odayla ve birbirleriyle olan ilişkilerini geliştirilmeyi ve iletişimin güçlendirilmesini hedefler.
- Üyelerimizin katılım sağlayabileceği sosyal-kültürel etkinlikler organize eder.


Örgütlenme Komisyonu

- İnşaat Mühendislerinin ekonomik, demokratik ve özlük hakları mücadelesi için İMO örgütlülüğünü geliştirmeyi hedefler.
- İMO Ankara Şubesine bağlı temsilciliklerin kurumsallaşmasını hayata geçirmek için çalışmalar yapar, yeni temsilcilik oluşumlarının önünü açar.

Yayın Kurulu

- Şubenin hazırladığı her tür yayının (elektronik, internet, bülten...) teknik ve içerik çalışmasını yapar.

Meslek İçi Eğitim Komisyonu

- Üyelerin mesleki bilgi ihtiyaçlarının karşılanması, mesleki deneyimin aktarılması, inşaat mühendisliği alanındaki güncel gelişmelerin ve uygulamaların üyelere aktarılması amacı ile eğitimler düzenler.
- Eğitimleri seminerlerden ibaret olarak görmez. Aynı zamanda ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlenecek sempozyumları, teknik gezileri, internet üzerinden eğitimi destekler.

Öğrenci Komisyonu

- Öğrenci üyelerin örgütlenmesi için çalışır.
- Öğrenci üyelerin mesleki, akademik ve politik olarak gelişimi için çalışır.
- Öğrenci komisyonunu öğrenci üyeler yönetir.

Su Komisyonu

- Son yıllarda tüm dünyada önemli bir gündem oluşturan suyun ticarileştirilmesi anlayışı reddeder. Ankara Büyükşehir Belediyesinin halk sağlığını hiçe sayarak ürettiği ve dağıttığı suyun kullanılabilirliğini denetlemeye çalışır.Yerel yönetimin bilime aykırı ve gerçek dışı manipülasyonlarına karşı gerçekleri kent halkına anlatmak için her olanağını kullanır.

Kadın Komisyonu

- Kadına yönelik ayrımcılık konusunda farkındalığın arttırılmasını, kadınların bu konudaki yasal hakları ve yasal düzenlemeler hakkında bilinçlendirilmesini, mevcut düzenlemelerle sağlanmış olan hakların uygulanması için gerekli etkinlikleri düzenler.

Yapı Denetim Komisyonu

- Yapı denetimi konusunda üyenin çıkarlarını ve kamu yararını önüne koyarak çalışmalar yapar.

25 Kasım 2009 Çarşamba

İMO İstanbul Şubesi Küçük Kurulu'na Katıldık

İMO İstanbul Şubesi Küçük Kurulu, 17 Kasım Salı günü saat 19.00’da Şube toplantı salonunda gerçekleştirildi. Şube YK Başkanı Cemal Gökçe’nin divan başkanlığını yaptığı İMO YK Başkanı Serdar Harp’ında bulunduğu Küçük Kurul’a yaklaşık 45 kişi katıldı. Şube yönetiminin geçmiş 2 yıllık süreçte yapmış olduğu çalışmaların sunumu ile başlayan Kurul, üyelerinin değerlendirilmesi ile devam etti.

Yönetim yandaşlarının şube faaliyetlerine yönelik hiçbir nesnelliğe dayanmayan övgülerinin ardından Demokrat İnşaat Mühendisleri üyeleri şube çalışmalarına ilişkin eleştirilerini sıraladılar.

200 sayfayı aşan çalışma raporunun içeriğinin boş olduğu; düzenlenen kurslar, seminerler, göstermelik basın açıklamaları ve açılan davalardan oluştuğu; bu kurs ve katılım sayısının başarı addedilerek göz boyanmaya çalışıldığı; nesnel elle tutulur hiçbir çalışmanın yapılmadığı gibi eleştiriler Demokrat İnşaatçılar tarafından yönetime iletildi. Bu konuşmalarda ayrıca, İMO’nun sistemin bürokratik bir kurumuna dönüştürüldüğü, tüm alanlarda olduğu gibi genel kurullarda bile yönetimin hiyerarşik bir sıra ile sınırsız söz hakkı kullanıp üyelerine çok kısıtlı söz hakkı tanıdığı, üyelerin çalışma hayatında karşılaştığı problemler ve çözümü için hemen hiç çalışma yapılmadığı, tersine üyenin önüne yetkin mühendislik gibi yönetmelik ve uygulamalarla yeni engeller çıkarıldığı, örgüt içi demokrasiyi hayata geçirmek yerine statükolarını pekiştirmek için çalışıldığı ifade edildi. Yönetimin üyelerin taleplerini daha net algılayabilmesi için 14-15 Kasım tarihlerinde düzenlenen Ücretli ve İşsiz Mühendisler Kurultayı’ndaki karar önergelerinin incelenmesinin bile yeterli olabileceği de vurgulandı.

Şube YK Başkanı eleştirileri “kendi yönetiminin hiçbir antidemokratik uygulaması olmadığı” şeklinde yanıtlayınca demokratlara şube salonlarında toplantı yeri verilmediği kendisine hatırlatıldı. Bu yanıta karşı kendi demokrasi anlayışını ortaya koyar şekilde; “İMO’da Çağdaş Mühendislerin yönetimi olduğu, kendilerinin dışında hiç kimseye yer vermeyecekleri” söylemi ile bulunulan antidemokratik konum bir kez daha doğrulanmıştır.

Toplantı süresince yapılan haklı eleştirileri hazmetmekte güçlük çeken mevcut yönetim yanlıları Demokrat İnşaat Mühendisleri’nin eleştirilerine karşı kimi zaman hırçınlaşmış, kimi zaman bu hırçınlığı tehditlere kadar vardırabilmiş, provokasyon yaratmaya çalışmıştır. Yaratılmak istenen provokasyonlara gelmeyen Demokratlar sükûnetlerini korumasını bilmişlerdir.

Küçük Kurul’daki çay arasında İMO YK Başkanı’nın İMO Ankara Şube Küçük Kurulu’nda özel güvenlik tutarak devrimci demokratları toplantı salonuna almamaya çalışması ile ilgili “daha da kötüsünü de yapabileceklerini” ifade etmesi ise dikkat çekmiştir.

İMO İstanbul Şube Küçük Kurulu’nda dikkat çeken bir başka nokta ise Şube YK Başkanı için tribün tezahüratları yapılmasıdır. Bu durum odalardaki seviyesizliği, çıkar ilişkilerinin vardığı noktayı göstermesi açısından ibret vericidir.

Sonuç olarak son dönemlerde gerek Ankara’da yaşanan olaylar, açılan soruşturmalar gerekse de oda yönetiminde bulundukları süre boyunca odamızı sürüklemiş oldukları çizgi göstermektedir ki etkin yönetim anlayışları kendi düşüncelerini dayatmak için cebir dahil birçok yönteme başvurmaktadır. İMO’yu mekanik bir mesleki çizgiye sürükleyen; demokrasiyi iki yılda bir yapılan seçimlere indirgeyen; birlikte düşünme, birlikte üretme ve birlikte yönetme mekanizması yerine dar grupçu, hizipçi anlayışı egemen kılan; gücünü üyeleri yerine açmış olduğu ücretli kurslara ve odanın tüzel kişiliğine dayandıran; halkın içinde bulunduğu sıkıntılı durumlarda çözüm üretmek ve sürece müdahale etmek yerine göstermelik birkaç basın açıklaması ve dava ile yetinen; AB, ABD, IMF, Dünya Bankası gibi emperyalist odakların hem meslek alanlarımıza hem de ülkemize yönelik dayatmalarına karşı durmak yerine onların GATT - GATS gibi sömürü anlaşmalarının sonucu olan yetkin mühendislik uygulamalarını savunan etkin yönetim anlayışlarının savrulduğu çizginin TMMOB’nin temel ilke ve çalışma anlayışını inkarı noktasına geldiği acı bir gerçektir.

Etkin yönetim anlayışının Ankara ve İstanbul'da düzenlenen Küçük Kurullardaki tavırları, acizliklerini ve güçsüzlüklerini gözler önüne sermiştir.

Her seçim dönemi yaklaşırken geliştirilen “sağcılar yönetimi alabilir” söylentisinin tekrar başlamış olduğu görülmektedir. Amaç oda üyelerinin bu konudaki hassasiyetlerini sömürmektir. Yapılmak istenen, ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir. Üyelerine sunduğu ve sunacağı bir şeyi olmayan yönetimlerin bu kadar aciz politikalar üretmeleri normaldir. TMMOB ve İMO’da demokrasi savunanların mücadelesi ve kararlılığı neticesinde, yıkılmaz gibi görünen kalelerin kumdan olduğunun anlaşılması uzun sürmeyecektir. Odaların asli unsuru devrimci, demokrat üyelerdir. Odalar er yada geç ücretli ve işsiz, genç, devrimci, demokrat üyelerin olacaktır.

10 Kasım 2009 Salı

Umarız Rezaletin Son Perdesi Bu Olur

14 Mart 2009'da İMO 2. Öğrenci Kurultayı'nda öğrenci arkadaşlarımıza dönük İMO yöneticilerinin fiziki ve sözlü saldırısıyla başlayan süreç TMMOB genelinde İvme'ye dönük siyasi lince dönüşmüştü. Bu süreç içinde oda yöneticileri tarafından yalan ve demagojilerden soruşturmalara, bıçaklı saldırılardan polis engellemelerine kadar bir çok anti-demokratik uygulamaya maruz kaldık. Hakkımızda bir çok kez yalanlar söylendi, iftiralar atıldı. Oysa biz hep gerçekleri söylemeye devam ettik. Yılmadık, geri adım atmadık, hakkımızı aradık. Bu zamana kadar tarafsız olma adına söz söylemeyenler, etkin yönetim anlayışının yalanlarına inananlar...

MASKELER DÜŞTÜ! KİM DOĞRU, KİM YALAN SÖYLÜYOR? İZLEYİN VE GÖRÜN

İMO ANKARA ŞUBESİ KÜÇÜK KURULU'NA GİRDİK!

Yazıcı-dostu sürümArkadaşa gönderPDF

İMO ANKARA ŞUBESİ’NDE BİR REZALET DAHA YAŞANDI. ŞUBE YÖNETİMİ KÜÇÜK KURUL İÇİN ÖZEL GÜVENLİK TUTTU. ÖZEL GÜVENLİK KİMLİK KONTROLÜ YAPARAK DEVRİMCİ MÜHENDİSLERİN ODALARINA GİRMELERİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞTI.


İÇLERİNDE YAYIN KURULU ÜYELERİMİZİN DE BULUNDUĞU DEVRİMCİ MÜHENDİSLER FİZİKİ ENGELLEMELERE RAĞMEN KÜÇÜK KURULA GİRDİ
.

İMO Öğrenci Kurultayı’nda öğrencilere fiziki ve sözlü saldırıda bulunan; ardından yapılan Küçük Kurullarda devrimci-demokrat mühendislere hakaretler eden; 11 Haziran’daki Küçük Kurul’da önce dışarıdan getirdikleri eli bıçaklı güruhla devrimci mühendislere saldırı düzenleten, ardından da polis barikatı arkasında toplantı yaparak yayın kurulu üyelerimizi odaya almama kararı alan; 13 Temmuz tarihinde de ikisi İstanbul’da biri Libya’da ikamet eden 5 yayın kurulu üyemize dönük sıkıyönetim savcılarını aratmayacak soruşturmalar açan İMO yönetimi anti-demokratik uygulamalarında sınırlarının olmadığını bir kez daha göstermiştir. İMO yöneticileri 4 Kasım’daki Küçük Kurul’a devrimci mühendisleri sokmamak için özel güvenlik görevlileri tutmuş, bu özel güvenlik görevlileri ise kimlik kontrolü yaparak ellerindeki listede ismi bulunmayanların odaya girmelerini engellemeye çalışmıştır. Bu yanıyla “TMMOB’de Demokrasi” sayımızda kullandığımız “muhaliflere kimlik kontrolü” karikatürümüz ne yazık ki gerçek olmuştur. 4 Kasım Küçük Kurul’unda yaşananlar şöyledir:

Tamamı İMO üyesi ve öğrenci üyesi olan Yayın Kurulu (YK) üyelerimiz Küçük Kurul’a katılmak için İMO’ya gittiğinde, önceki toplantılarda kullanılan fuaye girişinin (fuaye toplantı salonlarına açılmaktadır) kapalı olduğu, girişler için İMO’nun hizmet katlarına çıkış için kullanılan kapının açık olduğunu görülmüştür.

Odanın kapısında İMO yönetimi tarafından 4 Kasım Küçük Kurul’u için özel olarak tutulmuş, 7-8 özel güvenlik görevlisinin, yine yukarı katlarda da 3-5 güvenlik görevlisinin beklemektedir.

İMO Ankara Şubesi yönetiminde olan bir YK üyemiz Küçük Kurul salonuna girmek istediğinde özel güvenlik tarafından YK üyemize ismi sorulmuş ve önlerinde yer alan listede ismi yoksa içeri giremeyeceği söylenmiştir. YK üyemiz güvenliğe böyle bir yetkilerinin olmadığını, odanın Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, kimseye isim söylemek zorunda olmadığını anlatmış, güvenlik şefi ise bu talimatı Yönetim Kurulu’ndan aldığını ve ne olursa olsun listede adı bulunmayanları içeri sokmayacaklarını belirtmiştir.

Bunun üzerine YK üyemiz kapıda bulunan İMO’nun kendi güvenlik personeline şube başkanını aramasını ve şube başkanına; “aralarında yönetim kurulu üyelerinin de olduğu oda üyelerinin içeri alınmamasını kabul etmediğimizi, her koşulda içeri gireceğimizi, bir an önce aşağıya gelerek bize bir açıklama yapması gerektiğini” söylemesini istemiştir. İMO’nun görevlisi şube başkanını aramış, ama başkan gelmemiştir. Bu bekleme döneminde bazı küçük kurul üyeleri kapıya gelmiş, bu duruma şahit olmuş, isimlerini güvenliğe söyleyerek içeri girmişlerdir. Yaşananlar, gelen insanlara aktarılmış bu duruma tepki gösteren, güvenlikle tartışan üyeler olmuştur.

Bekleme sırasında birçok trajikomik durum da gerçekleşmiştir. Örneğin tanımadığımız bir üye Küçük Kurul’a gelmiş ancak listede ismine rastlanmamıştır. Yukarıdaki Yönetim Kurulu üyelerinin kaş göz işaretiyle listede bulunmayan bu kişi Küçük Kurul salonuna sokulmuştur. Anlaşılan liste yasağı yalnızca devrimci demokrat mühendislere dönük uygulanmaktadır.

Hemen ardından artık İMO’da sıkça gördüğümüz bir durum tekrarlanmış, İMO binasına polis girmiştir. Polise burada ne aradıklarını, kimin isteğiyle geldiklerini sorduğumuzda; burada gerginlik olduğu gerekçesiyle şube başkanının kendilerini davet ettiğini söylemişlerdir. Gelen polisler yukarıya başkanla konuşmaya çıkmışlar, birkaç dakika sonra da geri gelmiş ve güvenlikle beraber beklemeye başlamışlardır. Daha sonra içeri rütbeli bir polis girmiş, durumu kontrol etmiş ve telsizden amiriyle konuşmuş, rapor vermiştir. Bu konuşmadan 10 dakika sonra ise polis odadan ayrılmıştır.

Bir başka trajikomik durum ise bir arkadaşımız lavaboyu kullanmak istediğinde yaşanmıştır. Güvenlik arkadaşımızı zor kullanarak engellemeye çalışmış, tepki arttırıldığında ise bir özel güvenlik görevlisinin refakatiyle arkadaşımız lavaboya gidebilmiştir.

Yine bir arkadaşımızın üst katta lokale gitmek istediğini belirtmesi üzerine (lokal girişi de aynı kapıdandır) lokalin kapalı olduğu güvenlik görevlisince belirtilmiştir. Tam o esnada iki kadın gelmiş, “Mühendis olmadıklarını, lokale yemek yemeğe geldiklerini” söylemişlerdir. İki dakika önce arkadaşlarımıza lokalin kapalı olduğunu söyleyen özel güvenlik, kadınları içeri almış çifte standartlı yaklaşımlarını bir kez daha ispatlamıştır. Bu, inanması güç ancak gerçek olayların tamamı kamera kayıtlarımızda yer almaktadır.

Avukatımız geldiğinde başkanla durumu konuşmak için yukarı çıkmak istemiştir. Güvenlik, avukatımızı önce engellemeye çalışmış, kısa bir tartışmanın ardından izin vermek zorunda kalmıştır. Avukatı çağırma gerekçemiz bir oda üyesinin odaya alınmamasını tutanak altına alması idi. Avukatımızın gelmesi ve tutanak olayını gündeme getirmemiz gerek özel güvenlikte, gerekse de yukarıda arkadaşlarımızı izleyen Yönetim Kurulu üyelerinde bir tedirginlik yaratmıştır.

Bu sırada listede isimleri olmadıkları gerekçesiyle içeri alınmayan ve dışarıda bekleyen devrimci demokrat mühendislerin sayısı 15’e ulaşmıştır. Avukatı beklerken arkadaşlarımız tarafından özel güvenliğe yönelik konuşmalar yapılmış, “her koşulda içeri gireceğimiz, ancak herhangi bir arbede istemediğimiz, hakkımız olduğu şekilde gayet sakince içeri girmek istediğimiz” belirtilmiş, zorluk çıkarmamaları istenmiştir. Avukatımızın işini tamamlamasının ardından giriş zorlanmış güvenlik aşılmıştır. Bu sırada ciddi bir arbede olmamış, güvenlik görevlileri fiziki engellemelerde bulunmuş ama başarılı olamamışlardır. İkinci katta içlerinde bir İMO Genel Merkez yöneticisinin bulunduğu 4-5 kişi yine arkadaşlarımızı içeri sokmamaya çalışsa da arkadaşlarımız içeri girmişlerdir.

Arkadaşlarımız içeri girdiğinde sakince buldukları yerlere oturmuşlardır. Bu sırada İMO’da yaşanan tüm bu antidemokratik sürecin perde arkasındaki aktörü İMO Yönetim Kurulu Saymanı daha önce yapmış olduğu gibi provokasyon yaratmaya çalışmış, ancak Küçük Kurul üyelerinde beklediği desteği görememiştir. Arkadaşlarımız “Provokasyon yapmamasını, buraya kavga çıkarmaya veya sorun yaratmaya gelmediğimizi, buranın bir parçası olduğumuzu, istemiyorsa kendisinin gidebileceğini” söylemişlerdir. Ardından Küçük Kurul Başkanı olarak söz almış ve İvmecileri odada görmek istemediklerini belirtmiştir.

Bunun üzerine arkadaşlarımız tarafından söz alınmış ve Küçük Kurul’da bulunma hakkımız olduğu, burasının demokrat tüm üyelere açık olduğu ifade edilmiştir. Kapalı kapılar ardında, polis barikatıyla yapılan ve bizim alınmadığımız toplantılarda bizle ilgili karar alamayacakları belirtilmiştir. Ayrıca Küçük Kurul’un yönetimin bir organı değil, tüm demokratların platformu olduğu, 5-10 kişi istemiyor diye kimseyi Küçük Kurul’dan atamayacakları, bizim de buranın bileşeni olduğumuz hatırlatılmıştır. Küçük Kurul’u devrimci-demokratların iradesi olarak gördüğümüz, buraya yönelik olumsuz bir tavırlarımızın olmadığı, bu platformu sahiplendiğimiz belirtilmiştir. Ayrıca, bırakın Küçük Kurulu, Yönetim Kurulu üyesi olan arkadaşlarımızın İMO Ankara Şubesi’nin tuvaletine ve lokaline bile polis ve özel güvenlik zoruyla alınmadığı ama buna boyun eğmeyeceğimiz, isterlerse çevik kuvvet-özel harekât vs.. bile çağırabilecekleri söylenmiştir. İMO’nun şu anki yönetiminin İMO ve TMMOB tarihinde ilklere imza attığı, kendi üyelerini kolluk kuvvetlerini kullanarak engelledikleri, hâlâ oda ağalığından vazgeçmedikleri belirtilmiştir.

Daha sonra iki Küçük Kurul üyesi söz almış ve arkadaşlarımızı sahiplenmişlerdir. Söz alanlar, Küçük Kurul’un demokratik bir mekanizma olduğunu, yaşanan olayların geçmişte kalması gerektiğini, arkadaşlarımızı dışarı atma gibi bir karar alamayacaklarını, burada arkadaşlarımızın da bulunma hakkı olduğunu söylemişlerdir. Bu konuşmadan sonra divan başkanı toplantıyı bitirmiştir. Toplantının bitirilmesinin ardından toplantıya katılan yaklaşık 100 kişiden yarısı salonda kalmış ve süreci arkadaşlarımızdan dinlemiş ve desteklerini ifade etmişlerdir.

Sonuç olarak İMO’da Mart ayından itibaren yaşanan ve mevcut yönetim anlayışı tarafından fiziki saldırı ve hakaretlerle başlayıp, polis barikatı arkasında toplantı düzenleme, soruşturma açma ve son olarak özel güvenlik görevlileri tutarak devrimci demokrat mühendisleri odadan tasfiye ve tecrit etmeye dönük çabalarına karşı önemli bir mevzi kazanılmış, İMO Küçük Kurulu’na girilmiş, söz alınmıştır. Devrimci demokrat mühendisler odalardaki antidemokratik uygulamalarına, baskı ve şiddete boyun eğmeyeceklerini 4 Kasım’daki Küçük Kurul’da bir kez daha göstermişlerdir.

29 Ekim 2009 Perşembe

21 ODA BAŞKANI NİÇİN YALAN SÖYLÜYOR?

10 Ekim 2009 tarihinde yapılan TMMOB Danışma Kurulu’nda, dergimize hakaret edenlere yanıt verme hakkımızı kullandırtmak ve TMMOB üyelerine eşit koşullarda söz vermek yerine, Mehmet Soğancı tarafından DK toplantısının iptal edilmesiyle ilgili olarak TMMOB bünyesindeki 21 odanın başkanı bir açıklama yaptı.

Bu başkanlar, bir kısmının toplantıya katılmadıkları için tanık bile olmadıkları, odalarından bir kişinin bile katılmadığı (GMİMO, Meteoroloji MO, Petrol MO’dan bir kişi bile DK’ya katılmamıştır) DK’da yaşanan olayları aktarırken: Oda Başkanlarının konuşmasına olağan dışı yöntemler ve şiddetle müdahale edilmiş, salondan kürsüye, divana doğru ve kimi Danışma Kurulu üyelerinin üzerine yürünmüş, Divana ve Danışma Kurulu üyelerine sözlü hakaretlerle saldırılmıştır. Bu tavır karşısında divan, toplantıya ara vermiştir. Aradan sonra Divan tarafından öncelikli olarak Danışma Kurulu üyeleri olmak üzere tüm toplantı katılımcılarına söz ve kürsü hakkının verileceğinin belirtilmesine rağmen aynı çevrenin TMMOB kültürüne yakışmayacak düzeyde saldırgan tutumlarını devam ettirmesi üzerine yaşanabilecek tatsız olayların önüne geçebilmek için toplantı ertelenmiştir” ifadeleri kullanılmıştır.

Eğer bu başkanlar bizim haberimiz olmayan bir başka toplantıdan söz etmiyorlarsa, bu söylediklerinin tümü yalandır. Bu durum göstermektedir ki, TMMOB’de son yıllarda artık olağan politika haline gelmiş baskıcı yönetim anlayışı ve antidemokratik uygulamalar yalana başvurmadan savunulamamaktadır. Bu bir tükeniştir. Bizi asıl yadırgatan, bu başkanların kişi olarak yalan söylemeleri değil; yalan ve iftiradan ibaret bu metni, temsil ettikleri odalar adına imzalayabilmeleridir.

Bu 21 başkan, TMMOB’deki yönetimsel çürümenin farkındadır ve bunu üyelerden gizlemek için sistemin politikacıları gibi yalan söyleme yöntemine başvurmaktadırlar.

DK’da yaşananlar hem TMMOB tarafından hem de dergimiz tarafından kayda alınmıştır. Bu başkanlar yalan söylemiyoruz iddiasında iseler, TMMOB yönetiminden, toplantıda çekilen videoyu web sitesinde yayımlamasını istesinler. Ya da kendi kayıtlarımızı biz yayımlayalım, imzaladıkları metinle yüzleşsinler.

TMMOB’nin devrimci demokrat duruşuna ve birlikte mücadele kültürüne sahip çıkıyoruz diyerek, bu birlikte duruşu birlikte yalan söyleme düzeyine alçaltan bu 21 başkanı kınıyoruz.